Destekten yoksun kalma tazminatı, ölen kişinin sağlığında destek verdiği kişilerin ölüm halinde bu destekten yoksun kalması sonucu almaya hak kazandıkları tazminat türüdür. Destekten yoksun kalma tazminatının kabul edilmesindeki amaç destek gören kişilerin ölüm nedeniyle hayatlarının kötüleşmesini önlemektir.

Hak sahipleri maddi tazminat davası açabilecekleri gibi manevi tazminat davası da açabilirler. TBK m. 56/2’de bu açıkça ifade edilmektedir. İlgili fıkraya göre; ”Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”

Destek biçimlerine örnek vermek gerekirse;

Çocuklar annesinin vefatı nedeniyle annesinin maaşından mahrum kalacakları gerekçesiyle dava açabilecekleri gibi, annelerinin gördüğü ev işleri ve ihtiyaçlarından yoksun kaldıkları gerekçesiyle de maddi ve/veya manevi tazminat davası açabilirler.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatını Açabilecekler

Kanun destekten yoksun kalma tazminatında hak sahiplerini belirlerken kesin bir sınır çizmemiş ve geniş yorum ilkesini benimsemiştir. Bu tazminata hak kazanabilmek için temel şart yaşarken ölen kişiden destek alınıyor olmasıdır. Bu kişi ölen kişinin annesi, babası, eşi, çocukları olabileceği gibi sevgilisi ya da bir arkadaşı da olabilir. Kural olarak destekten yoksun kalanın destekten yoksun kaldığını ispatlaması gerekir. Ancak anne babaların çocuklarına, aynı şekilde çocukların da anne babalarına ve eşlerin birbirlerine yaşarken destek oldukları bir karine olarak kabul edilmektedir. Bu durumlarda karşı taraf ancak bu kişilerin ölen kişinin sağlığında ölen kişiden destek almadığını kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilir.

Görevli Mahkeme

Destekten yoksun kalma tazminatı davası dava konusu olayın niteliğine göre çeşitli mahkemeler görevli olabilir. Örneğin; iş kazası sonucu meydana gelen bir tazminat iş mahkemelerinde açılır, ölümlü bir trafik kazası sonucu açılan sigorta şirketine açılan tazminat davası asliye ticaret mahkemesine açılır.

Yetkili Mahkeme

  • Kural olarak destekten yoksun kalma tazminatı davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Birden fazla davalı varsa davalılardan herhangi birisinin yerleşim yerinde de dava açılabilir.
  • Davalı bir vakıf, şirket, dernek vs. gibi bir kurumsa dava iş yerinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi işlemi yapan şubenin bulunduğu yer mahkemesinde de açılabilir.
  • Destekten yoksun kalma tazminatı davası haksız fiillerden kaynaklanan çeşitli şekillerde de açılabilir. Bu hallerde HMK m. 16’da gösterilen yerlerde dava açılabilir. İlgili maddeye göre; ”Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.”

Destekten Yoksun Kalma Tazminatının Hesaplanması:

Destekten yoksun kalma tazminatının kesin olarak hesaplanabilmesi pek mümkün değildir. Bu tazminatın hesaplanmasında genel olarak dikkate alınan kriterler şunlardır;

  • Ölen kişinin özelliklerine göre (işi, yaşı, pozisyonu vs.) yaşamına devam etseydi elde edeceği tahmini kazanç ve diğer malvarlığı değerlerinden elde edeceği kazançlar göz önüne alınır.
  • Destekten yoksun kalan kişilerin ölen kişinin desteğinden ne oranda yoksun kaldığı tespit edilir. Ölen kişi çalışmıyorsa; örneğinin bir ev hanımıysa emeğinin maddi değeri tespit edilir.
  • Destekten yoksun kalan kişinin destekten yoksun kalmasaydı ne kadar süre ile bu destekten yoksun kaldığı tespit edilmelidir. Örneğin bir çocuğun çalışmaya başladıktan sonra bu destekten yararlanmayacağı hallerde süre hesabında bu durum dikkate alınmalıdır ya da ölen kişi bir sene sonra emekli olacaksa hesaplama yaparken maaş değişikliği göz önüne alınmalıdır.
  • Destek veren ölmeseydi ortalama ne kadar yaşayacağı tespit edilmelidir.

Uygulamada destekten yoksun kalma tazminatlarının belirsiz alacak davaları şeklinde açıldığı ve hak sahiplerinin fazla haklarının saklı tutulduğu sıklıkla görülmektedir.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı İle İlgili Yargıtay Kararları:

  • Bedelsiz başkasının bakımını sağlayan ve ona hizmet eden kimse de destek sayılır. Ev işlerini gören kadın da destektir. Yerleşmiş içtihatlara göre, bedelsiz olarak başkasının bakımını sağlayan ya da ona yardım eden kimse destek sayılmıştır. Destek, yalnız başkasına yaşamak için gerekli ihtiyaçları sağlayan ya da bunların temini için para veren kimse değildir. Bu hizmetleri görmek suretiyle çalışmasını doğrudan doğruya başkalarına tahsis eden kimse de destek sayılacağından, yalnızca ev işlerini gören bir kadın da kocasının desteği sayılabilir. Trafik kazasında ölen desteğin 1932 doğumlu olması, onun destek olamayacağına gerekçe olamaz. 11.HD.13.9.1999, E.1999/4689- K.1999/6755
  • Evlilik bağı kurulmasa bile, karı koca gibi birleşen, bu amaç ve duygu ile yaşamlarını sürdüren kişilerin birbirlerine destek sayılmaları gerekir. Toplumumuzda yasa dışı nitelendirilen, gayri resmi evliliklerin bulunduğu sosyal bir gerçektir. Medeni Yasa uyarınca, evlilik bağı kurulmasa bile, karı koca gibi birleşen, bu amaç ve duygu ile yaşamlarını sürdüren kadınlar için bakım yükümlülüğünü yerine getiren erkeğin destek sayılması gerektiği, doktrinde ve Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamaları ile, kabul edilmiş bir olgu olduğu gibi, Dairemizin uygulamaları da bu yöndedir. B.K.’nun 45. maddesinde de belirtildiği üzere “destek” kavramı hukuki bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu içerir. Medeni Yasa uyarınca evlilik bağı kurulmasa dahi fiili evlilik birliğiyle murise bağlı olan davacının tazminat taleplerinin, gayri resmi evliliklere yasal hak tanınmayacağı gerekçesiyle reddi hatalıdır. 21.HD.11.10.2001, E.2001/6819- K.2001/6640
  • Üniversite öğrencisi iken trafik kazasında ölen oğullarının desteğinden yoksun kalan davacıların tazminatı hesaplanırken, öğrenimini bitirdikten sonra mesleğine göre ilerde alabileceği ücret esas alınmalıdır. Davacılar, üniversite son sınıf öğrencisi olan oğullarının trafik kazası nedeniyle ölümü sonucu destekten yoksun kalma ve manevi tazminata hükmedilmesini istemişlerdir. Mahkemece tazminat hesaplanırken esas alınan ücret desteğin öğrenci iken aldığı ücret olup, okuduğu sınıf süre ve mesleği itibariyle öğrenimini bitirdikten sonra emsallerine göre alacağı ücret belirlenip bu ücret üzerinden hesaplanacak destek tazminatına hükmetmek gerekirken, desteğin öğrenciyken çalıştığı işten kazandığı ücret üzerinden belirlenen miktara hükmedilmesi hatalıdır. Dava trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın ödettirilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece dava kısmen kabul edilmiş karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi son sınıf öğrencisi olan oğullarının trafik kazası nedeniyle ölümü sonucu destekten yoksun kalma ve manevi tazminata hükmedilmesini istemişlerdir. Yerel mahkemece desteğin öğrencisi iken ayrıca hizmet akdi ile Sinan Yapı Endüstrisi Ticaret ve Sanayii A.Ş.’ de 48,00 lira ücretle çalıştığı saptandığından bu ücret üzerinden destek tazminatı hesaplanmış ve hükmedilmiştir. Hesaba esas alınan ücret desteğin öğrence iken aldığı ücret olup, okuduğu sınıf süre ve mesleği itibariyle öğrenimini bitirdikten sonra emsallerine göre alacağı ücret belirtilerek bu ücret üzerinden belirlenecek destek tazminatına hükmetmek gerekirken, desteğin öğrenciyken çalıştığı işten kazandığı ücret üzerinden belirlenen miktara hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 4.HD.12.06.2002, E.2002/1966- K.2002/6276